Archive | Yüreğimden RSS feed for this section

İsmail’ini Kurban Et!

Kurb, yakınlık demektir. Kurban kesmek ise, O’na yakınlaşmak için bir araçtır. En sevdiğini O’ndan daha fazla sevmediğini, O’nun yoluna kurban edebileceğini göstermektir.

Hz. İbrahim, en sevdiği oğlu İsmail’i, verdiği söz üzerine kurban etmek için yola çıkmış, kendisi ve tüm aile fertleri şeytan ile ayrı ayrı imtihan olmuş, şeytanın aldatmacasına karşı Allah’a karşı teslimiyetlerini göstermişler. Bıçak boğaza kadar dayanmış, kesmek üzere sürtülmüş ama bir türlü kesmemiş, bu teslimiyete karşı mükafat olarak gökten bir koç inmiştir.

Kurban kesmeyi rutin bir davranış olarak görmeyip, anlamını tam idrak edenlerden olmak, İsmaillerimiz’i O’nun yoluna kurban edebilmek duasıyla. Mübarek Kurban Bayramınız u/mutlu geçsin.

Leave a Comment

Bu Sefer Türkiyem Seferber! | SosyalSorumlulugum.com

“99 depreminin yaraları sarıldı diye düşünürken yine bir depremle sarsıldı güzel ülkem. Bir 10 yıl daha bekleriz yaraların sarılmasını diye düşünürken karşılaştığımız tablo, yaşlı gözlerimizde umut ışıkları yaktı. Bu sarsıntı sadece Van’da değil ülkemin her karış toprağındaki yüreklerde de yaşandı sanki. Rüzgarı arkasına almış hızla büyüyen bir yangın gibi yardım kampanyaları ortaya çıktı dört bir yandan. Bu kadar fazla kampanya olmasının güzelliği, herkesten, her kesimden, her keseden katılımı sağladı. Karınca misal, herkes imkanları doğrultusunda katkı yapmaya çalıştı.

Ve bu sarsıntı gösterdi ki, safımız belli! Biz, birliğiz, tek yüreğiz, kardeşiz! Bizim ortak paydamız, insanlığımız, şefkatimiz, fedakârlığımız… Kimi zaman birbirimize karşı hatalar yaparız, belki kavga ederiz, küseriz ama zor günde her şeyi unutur, birlikte yolumuza devam ederiz.”

Yazının devamını okumak için: http://www.sosyalsorumlulugum.com/tr_TR/bu-sefer-turkiyem-seferber-835.html

Leave a Comment

Yolun açık olsun Kuluçka!

Geçen sene Ağustos ayının sonlarına doğru, Halid kardeşim, hayalindeki şirketi kurmak için çalışmalar yaptığını ve birlikte çalışmak istediğini iletti. Yıllardır Halid kardeşimle birlikte bir şeyler yapmayı hayal ettiğimden dolayı, çok fazla düşünmeden, teklifini kabul ettim. O günlerde çalıştığım iş yerimden ayrılma girişimlerim sırasında gelen bir telefonda, değerli bir ağabeyim, Network Tasarım Uygulama Uzmanlığı alanında SmartPro‘da eğitim almak isteyip istemediğimi soruyordu. Birkaç gün öncesinde Halid kardeşime söz vermiş olmam nedeniyle, önce kendisine danışmalıydım. “Beni, 4 ay bekleyebilir misiniz?” dedim, olumlu karşıladı ve kariyerime katkısı olacağını belirterek beklemeyi kabul etti. Bunun üzerine, eğitime başladım.
(daha fazla…)

Leave a Comment

Nuray, hep gülümse hayata böyle, tamam mı?

Yaklaşık bir hafta önce friendfeed’de, henüz bugün takip etmeye başladığım SanalMutfak rumuzlu Mert ağabeyin bir feedini gördüm, ilk başta inanamadım, belki de inanmak istemedim ya da sosyal medyanın ne kadar çok suistimal edildiğinin bir göstergesiydi bu şüphem.

Kardeşinin kaybolduğuna dair bir şeyler yazmıştı, http://ff.im/wr54P

Feed’i dikkatlice okudum, fotoğrafa baktım, bir hayli fazla yorum gelmişti. Yorumları açtım, şaka/yalan vs. olduğuna dair bir şey olmadığı gibi, hepsi hüzünle yazılmış yorumlardı. Fotoğrafa tekrar tekrar baktım, inanmak istemiyordum. Böyle neşe dolu, yüzünde kocaman bir gülümseme olan fotoğrafa baktıkça, “kaçmış” ya da “hayata küsmüş” olma ihtimalini düşünemiyordum. Aklıma gelen diğer ihtimal ise, bir hayli ürkütüyordu, “ya kaçırılmışsa?”..
(daha fazla…)

Leave a Comment

Gülmeyi göze alabilmek…

Birkaç gün önce gecenin ilerleyen saatlerinde hastaneye gitmek zorunda kaldım. Canım yansa da, ağrım olsa da kolay kolay gitmem hastaneye, ilaç kullanmayı da hiç sevmem. Rahmetli dedemin dediği gibi, “kendi kendimin doktoru olmaya” gayret ederim. O anki rahatsızlığımı düşünüp, nelerin sebep olduğunu kendimce tespit etmeye çalışırım, tespitime göre aynı şeyi tekrarlamamaya çalışırım. O anda da çözüm olarak ilaç dışında çareler üretirim kendimce, deneme/yanılma yoluyla. Geçen gün de aynı şeyi yapmaya çalıştım lakin bir türlü dindiremedim acımı, gecenin ilerleyen saatlerinde acilin yolunu tuttuk.
(daha fazla…)

Leave a Comment

Canınız mı yanıyor sözlerimden?

Kalemim, günlerdir can çekişiyor. Öyle doldu ki, sanki yalvarıyor, “yaz benimle artık” dercesine. Bense, her seferinde bir mazeret üretiyorum kendimce, erteliyorum ısrarla. Niçin? Yazmaktan mı korkuyorum, yoksa yazdıklarımla birilerinin canını yakmaktan mı? Bir kişiyi dahi mutlu etmenin verdiği hazzı biliyorum, peki en az bir kişiyi mutsuz etmek, en az bir kişinin canını yakmak nedir, biliyor musunuz? Ben bunu da biliyorum, bu yüzden biraz geride duruyorum son zamanlarda. Yaptığım davranış, “şefkat” değil, “acımak”. Yani birilerine acıyorum ama gelecekte daha büyük acılar çekeceklerini düşünerek, şimdiden bir parça canlarını yakıp, uyanmalarını sağlamak daha güzel değil mi? Şefkatin gerektirdiği de bu değil mi? Doktor, hastasının vücuduna neşter vurmaya kıyamayıp, ameliyatı gerçekleştirmezse, hasta bundan mutlu mu olur?
(daha fazla…)

Leave a Comment
Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12