Tek rakibimiz, Kuluçka!

İnternetle ilk tanıştığım zamanları hatırlıyorum..
İnternet deyince akla ilk gelen sitenin “mynet” olduğu dönemler..
Bir şey aramak istediğimde arabul’u kullandığım zamanlar, daha detaylı arama için altavista’ya başvurduğum günler…

Hey gidi günler, hey! Kim derdi ki, Google diye bir şey çıkacak, “aramak” fiilini her kullandığımızda bilinçaltımızdan fırlarcasına bize kendini hatırlatacak kadar büyüyecek.

Nasıl bir serüvenden geçerek bugünlere geldiğini küçük bir araştırma ile öğrenebilirsiniz. Ben ise, farklı bir pencereden bu serüveni dillendireceğim.

Google kurucuları, “arama” üzerine sitelerin olduğunu elbette biliyordu. Bu sitelerin iyi bir analiz sonucu, eksilerini/artılarını bir kağıda yazdı, piyasanın ihtiyacını tespit etti, pazarlayabileceğini düşündüğü miktarı belirledi ve elindeki malzemeyi kullanmaya başladı. İlk olarak “bir adım” attı. Referansları da yoktu hani. Sonra küçük küçük adımlarla -dışarıdan görünen yüzü- kendinden söz ettirmeye başladı. Arka plandaki alt yapı çalışmalarının yanı sıra, sıkı bir pazarlama stratejisi ile, bir süre sonra “aramak”fiilini kullandığımız anda akla ilk gelenler arasına girmeyi başardı. Ki, sadece bununla kalmayıp, geriye ve ileriye doğru büyüme hedefleri belirleyip, bu büyüme hedeflerinde de bir hayli yol kat etti. Hatta, belli bir kesimin “internete girmiyor” diye sorun olarak belirttiği şey, aslında Google’ye girememek olduğunu gördüğümde, Google’nin artık “aramak” fiilinden ziyade, “internet” ile özdeşleşme yolunda büyük başarı kaydettiğini gözlemledim.

Şimdi geriye dönüp baktığımızda, “arabul” isimli sitenin, “site”den öte gidemediği gibi, altavista gibi bir dev dahi “arama motoru” pazarından çekilmiş durumda. Demek ki, ticarette “ne oldum” değil “ne olacağım” diye düşünmek elzem imiş. Kendi hizmetlerini pazarlarken, rakibe çamur atmak bir kenara, küçümsememek gerekliymiş.

Bir küçük örnek de, Bing. Google, “arama motoru” piyasasını “tekel” gibi elinde bulundururken, büyük yatırımlarla geldi Bing. Google’yi ezip geçeceğini mi düşündü? Bence hayır, bu pastadan kendisine bir pay çıkarabileceğini düşündü ve haklıydı. Alternatifler, insanlık içindir ve hep olmalıdır. Ticarette, hep aklımızda olması gereken başka önemli bir düstur, “her malın alıcısı vardır”.

Şimdi de başka bir olaydan bahdedeyim, rakip olmak ve büyüklük hakkında. “1997′de Apple’ın hisseleri borsa’da ciddi düşüş içerisindeydi tam anlamıyla batmak üzereyken Microsoft 150 milyon dolar yatırım ile şirketi ayakta tuttu. Microsoft, Apple’a Mac için Office sözü verdi, Apple ise Mac’te Internet Explorer sözü. Office halen kar için Mac’lere satılıyor, IE ise Mac’ten silindi.” Kaynak

Bu örnek hakkındaki söylemler, Microsoft’un büyük hata yaptığı ve Apple’yi başına bela ettiği yönünde. Yine farklı bir pencereden, farklı bir söylemde bulunacağım. Microsoft, rakipsiz olmak yerine, “farklı” bir rakibinin onu tetiklemesi ve pazardaki yerini sağlamlaştırmak adına böyle bir adım atmıştır. Pazardaki yerini sağlamlaştırmaktan kastım şudur ki, bilgisayar almak için bir mağazaya gittiğinizde Macbook size pazarlanmaya çalışılırken, siz Microsoft ürünlerinin içerisinde bulunduğu diğer ürünleri almakta ısrar eden taraf olursunuz -istisnalardan olabilirsiniz, örn; ben. Hatta, kimi zaman, Microsoft’un propagandasını yaparsınız, onu savunursunuz. Microsoft, bu şekilde kafanıza daha iyi kazınır. Yani, Microsoft büyüklüğünü bir kez daha ispatlamıştır bana göre. Bu kadar ileri görüşlü hareket etmek ve kendisine rakip üretmek ya da olan rakiplerini desteklemek, gerçek bir büyüklüktür.

“Microsoft, Apple’a Mac için Office sözü verdi, Apple ise Mac’te Internet Explorer sözü. Office halen kar için Mac’lere satılıyor, IE ise Mac’ten silindi.” Bu da oldukça olumsuz bir söylem lakin yine farklı bir söylemim olacak. Apple ürünleri alanlar, Microsoft Office’yi almaktan geri durmuyorlar, “Apple fanları” hariç. Çünkü, oldukça güzel bir arayüz ve kullanışlılık sunuyor. Ve, yıllardır gelen bir “alışkanlık”, kolay aşılamıyor. Çünkü Microsoft, son kullanıcının gözünde birçok alanda, ürünlerini “standart” kavramı içine dahil etmiş durumda. Bkz. internet explorer=internet ya da office sürümlerinde kullanılan menüler vs. birçok office programında kullanılmakta.

IE’nin silinmesine gelirsek, eğer halen Mac sürümü olsaydı, genel olarak “bilinçli kullanıcı” statüsünde olan Apple kullanıcılarında “olumsuz” bir etki bırakacak ve Microsoft’un marka itibarı zedelenecekti. Yani, IE’nin silinmesine karşı çıkmayışının sebebi de yine kendi çıkarlarından kaynaklanıyor.

Bu yazıyı yazmama sebep olan, http://ff.im/wySNG adresindeki “yorumlar” oldu.

Kuluçka Yazılım Teknolojileri olarak bir yola çıktık, piyasanın ihtiyacını analiz ettik, “rakip” kavramındaki şirketlerin artılarını/eksilerini tespit ettik, bir misyon&vizyon doğrultusunda çözümler belirledik. Kimsenin elinden ekmeğini almak ya da ekmek teknesinin önüne taş koymak gibi bir amacımız yok, aksine, “rakip” kavramı içerisinde yer alan şirketlerle birlikte, omuz omuza daha güzel çözümler üretebilmeyi hedefliyoruz. Kimi zaman tatlı bir rekabetle, kimi zaman dayanışmayla. “Rakip” kavramı içerisinde yer alan diye bir ifade kullanma sebebim, kimseyi rakip olarak telakki etmeyip, en büyük rakibimizin kendimiz olduğunu bilmemiz ve bu yüzden, her gün aynaya bakıyor olmamızdan kaynaklanıyor. Amaç, insanlık için daha faydalı üretimler ortaya çıkartmak, alternatifler sunmak. Bugün iyi bir alternatif olarak piyasada adımlar atarken, yarın, bizim çözümlerimize alternatifler üretmek için yola çıkan gençler olacak. O gün geldiğinde, inşallah biz o gençleri destekleyen bir aile olacağız.

Not: Bu yazıyı okuyan şu yazıyı da okumalı.

7 Responses to “Tek rakibimiz, Kuluçka!”

  1. İsa Dereli
    27 Ocak 2011 at 03:25 #

    Abi konuyu çok güzel bağlamışsın sıkılmadan ve birşeyler öğrenerek okudum yazını. Rabbim sizi utandırmasın işten başınızı kaldırtmasın inşallah …

    • mustafaalkan
      27 Ocak 2011 at 19:56 #

      Bir parça istifadeye medar olmuşsa, ne mutlu bana, canım kardeşim.

      Artık bensiz devam edecekler yollarına. Duana, onlar adına amin diyorum. Rabbim yollarını açık etsin, yüzlerini ak eylesin.

  2. Yusuff
    06 Şubat 2011 at 19:34 #

    Güzel yazı eline sağlık.

    • mustafaalkan
      06 Şubat 2011 at 19:37 #

      Rica ederim, istifadeye medar olmasını temenni ediyorum..

  3. Ufuk Tarhan
    06 Şubat 2011 at 19:41 #

    Çok güzel, nitelikli, bilgi ve fikir dolu bir paylaşım olmuş. Tebrik ve teşekkür ederim:)

    • mustafaalkan
      06 Şubat 2011 at 19:44 #

      Değerli yorumunuz için ben teşekkür ederim. Güzel sözlerinize layık olabilmek temennisiyle..

Trackbacks/Pingbacks

  1. Yolun açık olsun Kuluçka! « Hakperest - 06 Şubat 2011

    [...] süre önce, büyük markaların pazarlama stratejileri, yatırımları ve Kuluçka hakkında bir yazı yazmıştım. Yazının üzerinden fazla geçmeden, böyle bir yazıyı kaleme almak garip bir [...]

Leave a Reply

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture.
Anti-Spam Image