Yamalı bir anayasa

Yeni Asya cemaatinin referandum ile ilgili meşveretinin neticesini açıklayan yazıyı ve tüm yorumları okudum.

http://www.sentezhaber.com/yeni-asya-ve-referandum.htm

Yorumlardan bir tanesinde, 82 anayasasına “Hayır” denildiği için 1 yıl Yeni Asya’nın kapatıldığı belirtilmiş. Şimdi bakalım; “Evet” ya da “Hayır” denilse, “kapat(ıl)ma” kararı çıkar mı? Tabii ki hayır. O zamanın şartları ve oylanan anayasaya “net” bir tepki verilmesi gerekiyormuş, öyle yapılmış. Şimdi ise “net” bir destek verilmemesi ile tepki gösteriliyor. “Hayır” denilse, kimse “onlar mükemmeli sundu, siz kabul etmediniz” diye itham edemez ya da “Evet” denilse, 13 Eylül sabahı güneş daha parlak doğmaz.

Yeni Asya’nın “net” olmayan tavrı, bir tepkidir. Aynı zamanda, “ötekileştirici” değil “birleştirici” bir rol oynamaktadır.
Referandumda “Evet” ya da “Hayır” diyenler, birbirlerini itham etmek yerine anlamaya çalışmalıdır. “Evet” diyenlerin haklı gerekçeleri olduğu kadar “Hayır” diyenlerin de haklı gerekçeleri olacaktır.

Şimdiye kadar herkesten farklı, haklı -zaman göstermiştir- ve cesur tepkileri ile gündeme gelen Yeni Asya, yine herkesten farklı bir tepkiyle ve -Allah’u alem- haklı bir tavır ile tepkisini ortaya koymuştur.

Çok fazla geriye gitmeye gerek yok, başörtüsü ile ilgili yasa değişikliğine dönelim. Yeni Asya günlerce “bu böyle olmaz/olmamalı” kabilinden manşet ve köşe yazıları ile tepki gösterdi ve değişikliği desteklemedi. Niçin? Yeni Asya, başörtüsü sorununun çözülmesini istemiyor muydu? Yoksa daha da kötüsü, AKP’nin çözmesini mi istemiyordu, particilik mi vardı bu tepkinin temelinde? Bu tepkinin sebebi, yasa değişikliği sürecinin sonunda anlaşıldı lakin iş işten geçmişti. Yeni Asya’nın bu tavrını hakperest bir dille Taraf Gazetesi yazarı Alper Görmüş, “Yeni Asya’nın farklı tutumu” başlıklı yazısında;

“Üniversitede türban tartışmalarında Yeni Asya’nın farklı tutumundan söz etmek istiyorum. Evet, bu gazetemiz de genel özgürlükçü tutumuna paralel olarak başörtülü öğrencilerin üniversitede okuma hakkını savunuyor tabii. Fakat öbürleriyle arasında ciddi bir fark var: Tıpkı bazı liberal ve demokratlar gibi yöntem konusunda ciddi eleştiriler getiriyor hükümete. Hatta oylamanın ertesi günü, gazetenin manşeti bu eleştiriye ayrılmıştı: “JOOST LAJENDIK: İZLEDİĞİ YOL HÜKÜMETİ SIKINTIYA SOKAR.”

Haberin spotunda Lajendik’in “yasağın kalkmasını her zaman desteklediğini” belirttiği cümlesini şu cümle izliyor: “Ama Anayasa değişikliklerinin yapılış ve tartışılış biçimi, aceleye getirilmiş olması ve bu konudaki korku ve hassasiyetlerin göz önünde bulundurulmaması, aslında çok üzücü bir süreç.”

ifadeleri ile dile getirdi.

Demokrasi, ülkemizde halen tam anlaşılamadı. %51′e %49 çoğunluk olursa, “çoğunluk ne isterse onu yapabilir” demek değildir demokrasi. Ki, anlamı böyle bile olsa, ülkenin refahı için böyle bir tavır sergilenmemelidir.

“Böyle bir anayasanın” referanduma sunulması bir “sorundur”. Anayasalar, “uzlaşma/birleştirici” rol oynamalıdır.

Hacer-ül Esved taşının yerine konması olayı ve Peygamberimiz’in örnek tavrı hatırıma geldi. Her kabileden seçilmiş bir kişi, Hacer-ül Esved taşının konulduğu bezin bir ucundan tuttu ve her kabilenin -sevmese bile- takdir ettiği/güvendiği kişi Peygamber Efendimiz taşı elleriyle yerine yerleştirdi. Bu durumdan herkes memnun oldu.

Uzlaşma, karşı tarafı -psikolojik ya da güç- baskı ile susturmak değil, her iki tarafın bazı haklarından feragat edip, ortak noktada buluşmasıdır.

12 Eylül 2010′da yapılacak referandum, uzlaşmadan bir hayli uzakta, “reklam” ve “hassasiyetler” siyaseti ile kabul görme umudunu taşımaktadır. Çıkacak karar ne olursa olsun tartışmalar bitmeyecek. Halbuki bu tartışmalar, referandum sonrasında değil oylamaya sunulacak anayasanın hazırlık aşamasında yapılmalıydı. Artık geri dönüşü yok, “yeni bir anayasa” yerine “yamalı bir anayasa” oylayacağız. “Sandıktan çıkacak sonucun, her halükârda, demokrasimizin önünü açmasını diliyoruz.”

12 Eylül’de ihtilal sonrası “baskılar sonucu” %92 oranında “Evet” oyuyla kabul gören bir anayasadan sonra, %99′lara varan kabul görme oranını bulabilecek, insanî hak ve hürriyetlerin esas alındığı, demokratik “yeni bir anayasanın” da hazırlanması umuduyla.

Mustafa ALKAN

No comments yet.

Leave a Reply

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture.
Anti-Spam Image