Yeni nesil dilencilik alanı, Sosyal Medya
Başlık biraz ağır gelmiş olabilir ama artık çok sıkıldım ve yazmadan edemedim. Bir projeniz olur, destek talep edersiniz çevrenizden lakin yalvarmazsınız, değil mi? Ya da olmaması gereken durum olarak belirtmeliyiz, “yalvarma” davranışını.
Markaların “yeni ve etkili” diye düşündükleri reklam mecrası, sosyal medya olarak karşımıza çıktı. Haksız da sayılmazlar. Bir kampanya başlattıklarında, sosyal medya takipçilerinin kafalarına kazınıyor bu markalar, “tiksinilmesi gereken markalar” listesine dahil oluyorlar bir çoğu. Niçin? Çünkü kimi zaman öyle abartılıyor ki, “yeter artık!” demekten kendinizi alamıyorsunuz. Paylaşılan, like atılan her şeyde bir reklam olursa, sosyal medya kısa zaman sonra ya ölür ya da başkalaşım geçirmek zorunda kalabilir.
Televizyonda ne zaman reklam görsek, gezmediğimiz kanal kalmıyor sanırım. İtiraf etmeliyim ki, kimi reklamlar, filmlerden/dizilerden daha güzel senaryolar ve oyunculuklarla karşımıza çıkabiliyor, bunları da zevkle ve merakla sonuna kadar izliyorum. Ama işte söylediğim gibi, “bazı reklamlar” bu kategoriye giriyor. Yani markalar, markamızı kafalara kazıyalım derken “olumsuz etki” bırakabileceklerini de düşünmeliler.
Yakın zamanda bir girişimcinin “Canon see me” sloganıyla başlattığı projesiyle Canon Fotoğraf makinesine sahip olma serüveni, oldukça “sempatik” bir süreçti, yüzlerce -belki daha fazla, emin değilim- kişinin desteğini alan arkadaşa, Canon firması, fotoğraf makinesi hediye etti.
Buna benzer bir proje ise, halen devam etmekte olan, bir reklam ajansında müdür yardımcısı diye bildiğim Cem Batu‘nun Lagune Coupe Benim Olacak isimli projesi oldu. Projeyi ilk incelediğimde, “dilencilik” diye tabir ettiğim davranış aklıma geldi ve oldukça sinir olmuştum. Blogunu biraz daha inceledikten sonra, “dilencilik” ön yargım kırılmış, bilakis “sempati” duymaya başlamıştım. Ön yargımın kırılmasında etkili olan sayfa, “köstekçiler” sayfası idi. Destek istiyordu lakin köstek olacak birileri de olursa bunu da saygıyla karşılayıp, blogunda yayımlayacağını söylüyordu. -Henüz hiçbir şey yok, kimse köstek mi olmadı, yoksa Cem Batu sözünde mi durmadı? Bilemiyoruz-
Projenin temasında ise, Lagune Coupe’nin “aşık olunacak araba” olduğu vurgulanıyor. Bu da ilk dikkatimi çeken şeydi. Lagune Coupe de hak etmiyor değil yani, bu övgüyü. :)
Proje, o kadar interaktif hazırlanmış ki, eğlenmemek elde değil. Kendi çektiği videolar, gelen destek videoları, yorumlar, .. Cem Batu’nun da hedefi bu zaten, önemli olan arabanın sahibi olmak değil, eğlenmek. Kendisini, başarılı bulduğum bu projesinden dolayı tebrik ediyor, desteklediğimi de belirtmek istiyorum. Az bir süresi kaldı lakin henüz hedeflerini tutturabilmiş değil tam olarak. Hayatımdaki düsturum, “başarı sonuç odaklı değildir, elden gelenin en iyisini yapmaktır” olduğundan dolayı kendisini “başarılı buluyorum.
Yazı, nereden nereye geldi. Sosyal medyadaki reklamlar, bıkkınlık vermeye başladı dedim, güzel şeylerden bahsettim. Sanırım bu sefer, olumsuz örnek vermek istemedim, “marka kötülemeye” girebilir. :) Ama bugünden sonra “tiksinilecek markalar” kategorisine girmek isteyen, bu yolda ısrarla ilerleyen markalar olursa, açık açık yazmaktan geri durmayacağım.
Markalar, son sözüm size! Olumlu etki, çabuk yitebilir lakin olumsuz bir etki suya atılan bir taşın yaydığı halkalar gibi büyüyerek artar.
Tags: canon, canon see me, cem batu, dilencilik, etkili reklam, lagune coupe, reklam, sosyal medya, yalvarmak
May 17, 2010
Çok güzel bir yazı olmuş… Artık sosyal medya kelimesi bile artık çoğu insanda reklamcıların ya da “dilencilerin” doluştuğu bir alanı çağrıştırıyor. Beni ekleyen kişinin profilinde, “reklam” ile ilgili bir şey varsa direk reklamcılar için oluşturduğum özel listeye atıyorum onları… Çünkü burası en azından bana göre bir bedava “reklam alanı” değil, Benim burada olma amacım reklam izlemek ya da kendi reklamımı yapmak da değil… ah sosyal medya… -
Haz 24, 2010
Ben, sen, o, biz destek vermezsek yerinde kalmaz mı bu dediğiniz reklam çılgınlığı veya dilencilik?