Archive | Mayıs, 2010

Yeni nesil dilencilik alanı, Sosyal Medya

Başlık biraz ağır gelmiş olabilir ama artık çok sıkıldım ve yazmadan edemedim. Bir projeniz olur, destek talep edersiniz çevrenizden lakin yalvarmazsınız, değil mi? Ya da olmaması gereken durum olarak belirtmeliyiz, “yalvarma” davranışını.

Markaların “yeni ve etkili” diye düşündükleri reklam mecrası, sosyal medya olarak karşımıza çıktı. Haksız da sayılmazlar. Bir kampanya başlattıklarında, sosyal medya takipçilerinin kafalarına kazınıyor bu markalar, “tiksinilmesi gereken markalar” listesine dahil oluyorlar bir çoğu. Niçin? Çünkü kimi zaman öyle abartılıyor ki, “yeter artık!” demekten kendinizi alamıyorsunuz. Paylaşılan, like atılan her şeyde bir reklam olursa, sosyal medya kısa zaman sonra ya ölür ya da başkalaşım geçirmek zorunda kalabilir.
(daha fazla…)

Leave a Comment

Canınız mı yanıyor sözlerimden?

Kalemim, günlerdir can çekişiyor. Öyle doldu ki, sanki yalvarıyor, “yaz benimle artık” dercesine. Bense, her seferinde bir mazeret üretiyorum kendimce, erteliyorum ısrarla. Niçin? Yazmaktan mı korkuyorum, yoksa yazdıklarımla birilerinin canını yakmaktan mı? Bir kişiyi dahi mutlu etmenin verdiği hazzı biliyorum, peki en az bir kişiyi mutsuz etmek, en az bir kişinin canını yakmak nedir, biliyor musunuz? Ben bunu da biliyorum, bu yüzden biraz geride duruyorum son zamanlarda. Yaptığım davranış, “şefkat” değil, “acımak”. Yani birilerine acıyorum ama gelecekte daha büyük acılar çekeceklerini düşünerek, şimdiden bir parça canlarını yakıp, uyanmalarını sağlamak daha güzel değil mi? Şefkatin gerektirdiği de bu değil mi? Doktor, hastasının vücuduna neşter vurmaya kıyamayıp, ameliyatı gerçekleştirmezse, hasta bundan mutlu mu olur?
(daha fazla…)

Leave a Comment

Sankiyedim projesine büyük destek geldi!

Fenerbahçe

Projemize Fenerbahçe’den büyük destek geldi. 27 yıldır al(a)madığı Türkiye Kupası’nı bu yıl da al(a)madı. Projemizi açıkladığımız yazımızda “farklı şekillerde” destek verileceğini duyurmuştuk. Bu çağrımıza ilk cevap veren Fenerbahçe oldu. Trabzonspor’u sankiye(n)dim dedi ve kupayı al(a)mayıp, sankialdım diyerek Trabzonspor’luları ve bilumum futbol severleri sevindirdi.

Fenerbahçe’ye, bu desteğinden dolayı çok teşekkür ediyor, bu tür desteklerinin devamını diliyoruz.

Leave a Comment

Haydi! SankiYedim diyelim, insanlığa hizmet edelim!


Bir zaman, bir adam, yemek isteyipte yemediği şeylerin paralarını bir süre cebinde biriktirmiş. Yemek istediği bir şey olduğunda isteğinden feragat etmek için sankiyedim diyormuş kendi kendine. Biraz zaman geçtikten sonra biriktirdiği parasıyla cami yaptırmış. “Halka hizmet, Hakk’a hizmettir.” sözünü yaşamış.
(daha fazla…)

Leave a Comment

“İyi akşamlar arkadaşlar” | Metrobüs Hatırası

Akşamüzeri evden çıktım. Otobüse bindim ve metrobüse vardım. 2-3 metrobüs dolu idi, en arkadakine bindim çok şükür. Her şey normal seyrinde ilerliyordu. Ta ki metrobüs şoförünün bir tavrıyla karşılaşana kadar.

Metrobüs ilerlemeye başladı, durağı geldiğinde -durmadan hemen önce- şoförün “iyi akşamlar arkadaşlar” sözleriyle irkildim, bana göre ve hatta diğer yolculara göre beklenmedik bir durumdu bu. “Sanırım camdan arkadaşlarına söyledi” diye geçirdim içimden. Her durakta aynı şey tekrarlanıyordu, şaşkınlığım gittikçe artıyor, şaşkınlığımın yanında yüzümdeki tebessüm büyüyor, mutlu oluyordum. Mutlu olma sebebim, insan ilişkilerinin gün geçtikçe kötüye giden hali karşısında, “karşılık beklemeden” yapılan ve kendisinden genel olarak beklediğimiz sözler “arkadaşlar, biraz ilerleyin, arkada boşluklar var, dışarıda yolcular kaldı, vs.” sözler yerine samimi bir şekilde “iyi akşamlar arkadaşlar” ifadesini dile getiren şoför beyin bu güzel temennisiydi.
(daha fazla…)

Leave a Comment

Inspired | Severek ayrılanlar (2)

Kırmızı Fikirler

İstanbul’a, Yeni Asya Gazetesi bünyesindeki SentezHaber‘de çalışmak üzere gelmiştim. Bu geliş, öyle sıradan bir geliş değildi, gemilerimi yakmıştım. Bir süre burada çalıştıktan SentezHaber‘de devam edemeyeceğimi anlayıp, ayrıldım. Okulu bırakma sebeplerimden birisi olan “bürokrasi”, maalesef iş hayatında da karşıma çıkıyor, beni köşeye sıkıştırıyordu. Sevmiyordum ben bürokrasiyi, sevmeyeceğim de.

Ocak ayı itibariyle Inspired firmasında çalışmaya başladım. HP Türkiye’nin ajansı olarak geçiyorlar. Pozisyonum, “promoter” yani Satış Danışmanı idi. Forum İstanbul’da Satürn mağazasında HP Satış Danışmanı olarak işe başladım. Birçok alanda satış/pazarlama işinde bulunmuştum lakin teknoloji mağazasındaki ilk işimdi. “Promoter” kavramını da henüz yeni duymuştum. Inspired tarafından verilen eğitim sonrası bir hayli gaza gelmiş, “en iyi olma” prensibimi hayata geçirme adına başlamıştım yeni işime. Rakip marka promoterleri, “farklı” birisiyle karşılaştıklarını anlamışlar, oldukça şaşırmışlar ve gardlarını almışlardı. Bense, henüz sistemi bilmediğimden dolayı hem hızlı gitmek isterken, tedbiri de elden bırakmamak adına büyük çaba sarf ediyordum. Sistemi anlamaya çalışmak adına soruyor, sorguluyordum.
(daha fazla…)

Leave a Comment
Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12