SentezHaber | Severek ayrılanlar…

Geçen yıl Haziran ayı civarında İstanbul’a gelmiş, SentezHaber‘in durumunu analiz etmiş, bir şeyler başlatmak istemiş lakin etkili olamamıştım. Geçen seneden bu seneye kadar görüşmeler yaptım, SentezHaber‘e layık bir proje hazırlamaya çalıştım, birçok kişiden fikir aldım, projemi bıkmadan usanmadan, büyük bir aşkla/şevkle birçok kişi ile paylaştım. Kimi zaman şevkim kırılır gibi olsa da umudumu yitirmedim. Bu sene -2009- Haziran ayında gelen bir telefon ile umutlarım iyice yeşerdi. Gelen telefon, beni İstanbul’a davet ediyordu. Çok mutlu olmuş, daha bir umutlanmıştım. Ankara’daki işlerimi tamamlayıp gelebileceğimi ilettim ve ay sonuna doğru İstanbul’a geldim. SentezHaber için hazırladığım proje beğenilmişti. Projeye hemen başlamam isteniyordu. Kısıtlı imkanları elimden geldiğince verimli kullanmaya çalışarak çalışmalara başladım, büyük bir şevkle. Önemli bir detay var ki, İstanbul’a gelmeme kimse sıcak bakmıyordu. Feragat ettiğim birçok şey vardı, bir proje için değmeyeceği yönünde birçok eleştiri aldım. Ama ben kararımı vermiştim.
Çalışmalarıma, küçük de olsa bir ekip oluşturarak başladım. Ekip oluşturmaya çalışırken, projenin “hayata geçebilir” bir proje olduğuna inandırmam gerekiyordu ekip arkadaşlarımı. Zor da olsa bir nebze inandırabildiğim birkaç arkadaşımla “Bismillah” dedik. Yaklaşık 3-4 yıl gibi bir süre önce açılmış olan SentezHaber, hızlı başlamış ama başladığı kadar hızlı ilerleyememiş ve durma noktasına gelmişti. Üzerinde birçok kişinin emeği vardı lakin 3 elif misali omuz omuza vermeyince toplamda 3 kıymetini alıp, 111 kıymetinden çok gerilerde kalmıştı. Belki az kişiydik lakin omuz omuza verip 1111′lere ve daha fazlasına ulaşmaya çalışacaktık.
Bir ay kadar projemiz üzerinde çalıştık ve “deneme süreci”ni atlattım nihayet. Artık resmî olarak işe başlıyordum. İşe resmî olarak yalnızca ben başlıyordum, ekip arkadaşlarım gönüllü olarak benimle birlikte idiler. Zamanla onlar da ekibin bir parçası hükmüne geçtiklerinde kuruma bağlı hale geleceklerdi. İktidar partilerinde de olduğu gibi, en etkili adımlarımız ilk birkaç ay içerisinde gerçekleşti. Yeni arayüz, yeni haber kaynakları, ekip arkadaşlarımıza tahsis edilen 3G cihazları, …
SentezHaber‘deki görevim, Genel Yayın Yönetmeni ve Koordinatörü olarak belirlendi. Verilmiş olan bu sıfatı layıkıyla taşımak için çalışmalarıma ivme kazandırdım. “Günü kurtarmak değil geleceğe yatırım yaparak, emin adımlarla ilerlemek” felsefesiyle hareket ediyorduk. Dışarıdan bakıldığında yavaş ilerlediğimiz düşünülse de biz bundan rahatsız olmuyorduk, attığımız adımların sağlam olmasına dikkat ediyorduk. Gençtik, heyecanlıydık, şevkliydik… Ağır eleştiriler/ithamlar da almıyor değildik lakin bunlar da bizi olgunluğa götüren aşamalardı. Başlarda her eleştiriye karşı kendimizi savunma gereksinimi duyarken sonraları, eleştirileri değerlendirip, haklı olanlardan ders çıkarmamız gerektiğini, haksız olanları -herkes iyi niyetli olmayabilirdi ve herkes bakılması gereken pencerelerden bakmıyor olabilirdi- görmezden gelmemizin bizim açımızdan daha az yıpratıcı olacağını fark ettik. Şunu da öğrendik ki, eleştiriler, bizim el fenerimizdi. Doğru kullandığımız takdirde yolumuzu aydınlatabilecek araçlardı. Eleştiriler, olmazsa olmazdı.
Yaptığımız işin kalitesini, müspet hareket çerçevesinde hareket ettiğimizi, “ihbarcı subay”ın gönderdiği 292 tane internet sitesinin yer aldığı fişleme listesinde sitemizin adresini gördüğümüzde fark ettik. Fişlenme gerekçesi olarak yayın politikamız gereği bir de yafta yapıştırılmıştı: “İrticai haber sitesi”. “İrticai” kelimesinin anlamına bakarsak rahatsız olacağımız bir yafta idi lakin biz bu listede yer almış olmaktan mutluyduk. Hak bildiğimizi, müspet hareket çerçevesinde haykırmış, dik durmuş, kimseye yaranmak gibi bir amacımız olmamıştı, vicdanımız rahattı. Bu durum, “art niyetli ve demokrasiyi sindiremeyen birileri”ni rahatsız etmişti.
Daha bir heyecanla, şevkle yolumuza devam ediyorduk. Birçok kişi ve kurumla irtibata geçtim, birçok olumlu geri bildirim aldım. Projemiz birçoklarına göre ütopikti lakin biz, her geçen gün daha çok inanıyorduk. Hedefimize her gün biraz daha yaklaştığımızı hissediyorduk.
Projemizin ütopik gelmesinin başlıca sebebi, şu anda yayın yapan birçok büyük haber sitesinin var oluşuydu. Onlarla yarışamayacağımız düşünülüyordu. Bilmedikleri ya da unuttukları bir şey vardı, onlar bizim rakibimiz değillerdi ki. Biz sadece dünkü halimizi kendimize rakip görüyor, yarına daha güzel şeyler üreterek başlamaya çalışıyorduk. Diğer haber sitelerinden kimilerini kardeş, kimilerini dost, kimilerini de sadece var olan birer site olarak görüyorduk. Amacımıza hizmet ettiğimizi gördükçe mutlu oluyor, her geçen gün daha iyi hizmet edebilme umudu ve heyecanı ile başlıyorduk işimize.
Şaban Döğen ağabeyimizin vefat haberini yayınladıktan bir süre sonra Haber7′de, sitemiz kaynak gösterilerek yayınlanan haber neticesinde, SentezHaber‘in, Yeni Asya Gazetesi’nin resmî haber sitesi olarak tanındığımızı fark ettik. Bu bizi hem sevindirmiş hem üzmüştü. Üzülme sebebimiz, Şaban Ağabey’imizin aramızda olmayışı ve onun gidişiyle ilgili haberin buna vesile olması idi.
Sitemizin istatistiklerine baktığımızda, ziyaret yüzdesi, gün geçtikçe artıyor, bizi de mutlu ediyordu. Eksiklerimiz çoktu, kısıtlı imkanlarla elimizden geleni yapmaya çalışıyorduk. Bu çalışmalarımız maalesef yeterli gelmemiş olacak ki bayramdan 2 gün önce işten çıktığımı öğrendim. İlk başta bir şok yaşamış ve hissî hareket etme eğilimine girmiş olsam da kendimi frenledim.
Bayram için Ankara’ya gitmiştim, döndüğümde detayları konuştuk ve karşılıklı arz talep meselesinde ve iletişimde eksiklerimiz olduğunu gördük. Sizler de bilirsiniz ki işletmelerde kararlar alınır ve uygulanır, değiştirilemez ya da kararların geri dönüşü olmaz. Ancak özür bildirimi olur ve anlayış talep edilir. Biz de medenî bir şekilde konuştuk, kurumdan resmî olarak ayrılmış oldum.
SentezHaber‘den resmî olarak ayrılmış bulunmaktayım lakin gönüllü olarak destek vermeye devam edeceğim. “Ortak amaçlar insanları buluşturur.” gibi bir söz hatırlıyorum. Benim amacıma hizmet eden bir sitenin daha iyiye gitmesini elbette isterim, sitede görevli olsam da olmasam da. Kurumdan dostça ayrılmış olmak güzeldi. Çalışma arkadaşlarımla -hepsi benden büyük değerli ağabeylerim- vedalaştım, helallik diledim. Birlikte çalışmaktan mutlu olduklarını, ayrılmış olmamdan dolayı müteessir olduklarını hem dil hem de yüreklerinden yüzlerine yansıyan o acı tebessümle ifade ettiler.
İstanbul’a gelmeme ve bu işe başlamama sıcak bakmayan ailem ve çevrem, “biz demiştik” ifadelerini hazırlamışlardı belki de lakin ben pişman değildim. Bugün olsa yine aynı kararı vereceğimden hiç şüphem yok. Buraya geldim, elimden geleni yaptım ve vicdanım rahat bir şekilde ayrıldım. Ben bir kıvılcımdım, bir yangının çıkmasına vesile olmaya çalıştım. Geriye dönüp baktığımda, çıkan yangında kısmen de olsa payım olduğunu görüyor, mutlu oluyorum. Bu yangın menfî değil müspet bir yangın elbette. Haksızlığa karşı dik duran, cesur, gücünü Hak’tan alan bir yangın…
Vedalar hüzünlü oluyor elbette. “Severek ayrılanlar bilirler ayrılığı” diyordu Ayna. Böyle işte, ben de severek ayrıldım. Ama biliyorum ki “Her son bir başlangıçtır.” ve hayırlısı böyle imiş.
Benden sonra bu görevi devam ettirecek olan Yeni Asya Bilgi İşlem Merkezi’ndeki arkadaşlara, yeni görevlerinde muvaffakiyetler diliyorum, her daim yanlarında olmaya gayret göstereceğimi tekrar ile dile getiriyorum.
Ek: Ankara’dan ayrılırken gemileri yakmıştım, geri döneceğimi düşünenler varsa dönmeyeceğimi bilmelerini isterim. Kuş yuvadan uçtu, artık kendi yuvasını kuracak inşallah.
Mustafa ALKAN
maşaallah kardeşim seni tebrik ediyorum.Dava şuuruna hissiyatını karıştırmamak ne büyük fedakarlık.Sen tabuları yıkmaya girişip hürriyet ateşini tutuşturdun.Hz. Hüseyin gibi.Galiptir bu yolda mağlub.Üzülme.Bu dava senin gibi kahramanlarla devam etti ve eder.Binlerle tebrikler.
Ben demiştim
…
Herşey bi’ yana söz konusu medya için değmeyen bir çalışmaydı. Baştan beri kendi kuruluşunu çıkmış olsaydın, fazlasıyla desteklerdim.
aslan kardeşim…
gayretlerini bin tebrik ederim…
Allah hepimizin kusurtımızı affetsin..
seni bu aşk ve şevk ve istikametle hayırlı hizmetlerde isthdam eylesin…
amin…
Hizmet için de senin hakkında da herşeyin hayırlısı olsun.. Sen bir adım attıysan Rabbim sana on adım yaklaşmıştır.. Öyle yada böyle hizmet için bir karış dahi ilerleme kateden herkesden Allah razı olsun..
Hizmet-i Kur’an için bir karar verir ve bu kararına kararlılıkla sarılmaya çabalarsın… Gemileri yaktık.. yakılan gemilerin dumanından rahatsız olanlar hep “b(iz)en demişti(k)m!” cümlesiyle başlayacak haklılıklarını görmenin verdiği bir lezzet yumağıyla nutuklara başlayacakları anı büyük bir sabırsızlıkla beklerler. onlar bekleye dursunlar. Zübeyir Ağabeyin mektubunu okumakla nefsi muhasebelerden hasıl olacak enfes muhasebeler diliyorum. FİEMANİLLAH
bizim cemaatimizde sevkli gayretli üretken kardeşler neden hep bu durumu yasıyor bir türlü anlayamadım gitti..vesselam..